
Türk sinemasının deneysel ve atmosferik anlatı ustası Gürcan Keltek, Meteorlar ve Gulyabani gibi ses getiren işlerinin ardından, izleyiciyi İstanbul’un gotik ve ruhani arka sokaklarında tekinsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Başrolünde son dönemin en yetenekli oyuncularından Cem Yiğit Üzümoğlu’nun devleştiği “Yeni Şafak Solarken”, delilik ile kutsiyet arasındaki o ince çizgiyi, İstanbul’un tarihi dokusuna sinmiş hayaletlerle birleştiriyor. Sadece bir film değil, görsel ve işitsel bir “sanrı” deneyimi.
Film Künyesi ve Detaylı Bilgi
-
Filmin Orijinal Adı: Yeni Şafak Solarken (New Dawn Fades)
-
Yönetmen & Senarist: Gürcan Keltek
-
Görüntü Yönetmeni: Peter Zeitlinger (Werner Herzog’un efsanevi görüntü yönetmeni)
-
Tür: Dram, Psikolojik Gerilim, Fantastik
-
Süre: 2 saat 10 dakika (130 dk)
-
Yapım Yılı: 2024 (Festival), 2025 (Vizyon)
-
Ülke: Türkiye, İtalya, Almanya, Norveç, Hollanda Ortak Yapımı
-
Ödüller: Locarno Film Festivali (Boccalino d’Oro – En İyi Film), Adana Altın Koza (En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Müzik)
Filmin Konusu: Gerçeklik Nerede Bitiyor?
Akıl hastanesinde geçen uzun ve yıpratıcı yılların ardından taburcu edilen Akın (Cem Yiğit Üzümoğlu), “normal” hayata dönmenin imkansızlığıyla yüzleşir. Zihni, aldığı ilaçların ve travmaların etkisiyle paramparçadır. Annesinin yanına, aile evine sığınır ancak ev, ona huzurdan çok boğucu bir geçmişi hatırlatır.
Akın, dış dünyayla bağ kurabildiği ender anlarda kendini İstanbul’un camilerine, türbelerine ve kadim kiliselerine atar. Amacı, yaşadığı kaosa ilahi bir anlam yüklemek ve bir “kudrete” tutunmaktır. Ancak gezdiği her kutsal mekân, ona şifa vermek yerine zihnindeki karanlık fısıltıları (vecd halini) tetikler. Şehrin “kutsal” sandığı noktaları, Akın için iblislerin, mitolojik varlıkların ve geçmişin hayaletlerinin cirit attığı birer sahneye dönüşür. Gerçeklik algısı tamamen kırıldığında, Akın kendini başka bir boyutun, zihnini istila eden karanlık bir gücün kucağında bulur.
Oyuncu Kadrosu ve Karakterler
-
Cem Yiğit Üzümoğlu (Akın): Filmin neredeyse her karesinde o var. Akın karakterini bir “oyun”dan ziyade bedensel bir performansla canlandırıyor. Karakterin zayıflığını, öfkesini ve giderek uhrevi bir deliliğe sürüklenişini, minimal mimikler ve sarsıcı vücut diliyle yansıtıyor.
-
Suzan Kardeş: Akın’ın annesi rolünde, oğlunun durumunu çaresizce izleyen ama geçmişin yüklerini de sırtında taşıyan anaç figürü canlandırıyor.
-
Erol Babaoğlu: Akın’ın zihnindeki karmaşada kilit bir rol oynayan, hikayenin tekinsiz tarafını besleyen performansıyla dikkat çekiyor.
-
Diğer Oyuncular: Dilan Düzgüner, Gürkan Gedikli.
️ Filmin Evreni ve Görsel Estetiği
Gürcan Keltek, İstanbul’u asla turistik bir kartpostal gibi göstermiyor. Filmde İstanbul; kasvetli, gotik, yağmurlu ve “yaşayan” bir organizma gibi.
Werner Herzog’un filmlerinden tanıdığımız görüntü yönetmeni Peter Zeitlinger, kamerayı adeta Akın’ın zihninin bir uzantısı gibi kullanıyor. “Balıkgözü” lensler, baş döndürücü geniş açılar ve tekinsiz drone çekimleri, izleyiciyi karakterin klostrofobik dünyasına hapsediyor. Şehrin tarihi dokusu (Bizans kalıntıları, Osmanlı türbeleri) kutsal bir huzurdan çok, binlerce yıllık acıların biriktiği bir “hafıza çöplüğü” olarak resmediliyor.
️ Kullanılan Efektler ve Ses Tasarımı
Filmde CGI (Bilgisayar Efektleri) yerine, atmosferik pratik efektler ve ses mühendisliği ön planda.
-
Ses Tasarımı: “Uğultulu vecd” tanımının hakkını veren bir ses kurgusu var. Dualar, şehir gürültüsü, metalik çınlamalar ve fısıltılar birbirine karışarak izleyicide de bir tür “işitsel halüsinasyon” yaratıyor.
-
Görsel Bozulmalar: Akın’ın nöbet geçirdiği anlarda görüntü flulaşıyor, renk paleti soluk grilerden boğucu kırmızılara kayıyor. Bu, izleyicinin “neyin gerçek, neyin sanrı” olduğunu ayırt etmesini zorlaştıran bilinçli bir tercih.
Karakter Gelişimi ve İlişkiler
Film klasik bir “iyileşme” hikayesi değil, bir “çözülme” (disintegration) hikayesidir.
-
Akın ve Din: Başlangıçta dini bir kurtuluş olarak gören Akın, filmin sonunda inancı bir “delilik kalkanı” olarak kullanmaya başlar. Tanrı ile konuşmaya çalıştığını sanırken, aslında kendi içindeki şeytanlarla pazarlık yapmaktadır.
-
Anne-Oğul İlişkisi: Evin içindeki gerilim, söylenmemiş sözler ve geçmiş travmalar üzerine kuruludur. Annesi onu korumaya çalışsa da, Akın artık o eve sığamayacak kadar “başka” bir yere aittir.
İzleyici Neden İzlemeli?
-
Farklı Bir Deneyim Arayanlar İçin: Klasik Türk dramalarından sıkılan, sinemada “atmosfer” ve “sanatsal derinlik” arayanlar için birebir.
-
Cem Yiğit Üzümoğlu Performansı: Oyuncunun kariyerindeki en zorlu ve en başarılı performanslardan birine tanıklık etmek için.
-
Görsel Şölen: Peter Zeitlinger’in kamerasıyla İstanbul’u daha önce hiç görmediğiniz, ürkütücü bir güzellikte izlemek için.
-
Psikolojik Gerilim: Zihnin sınırlarını zorlayan, Midsommar veya Hereditary tarzı “arthouse korku” sevenler bu filmi kaçırmamalı.
İzleyici Yorumları ve Eleştiriler
-
Olumlu: Eleştirmenler filmi “Büyüleyici bir kabus” olarak nitelendiriyor. Özellikle Locarno Film Festivali’nde aldığı “En İyi Film” ödülü, filmin uluslararası standartlardaki kalitesini kanıtlıyor. Görüntü yönetimine ve ses tasarımına övgüler yağıyor.
-
Olumsuz: Filmin yavaş temposu (slow-burn) ve net bir hikaye akışından ziyade “durum” odaklı olması, ana akım izleyiciyi zorlayabilir. “Sonu nereye bağlanıyor?” diye soran sabırsız izleyiciler için zorlayıcı bir deneyim olabilir.
-
Etkiler: İzleyicide film bittikten sonra bile devam eden bir “huzursuzluk” ve İstanbul sokaklarına karşı bir “yabancılaşma” hissi bırakıyor.
Vizyon Tarihi ve Puan
-
Vizyon Tarihi: 21 Kasım 2025 (Türkiye)
-
IMDb Puanı: 7.3/10 (Festival gösterimleri ve eleştirmen puanları baz alınmıştır – Vizyon sonrası değişebilir)



